Seminer: Yitik İzler, Sessiz Tanıklar: Alman Edebiyatında Mekân ve Bellek
Edebiyat araştırmalarında mekân, bireysel ve toplumsal belleğin şekillendiği, korunduğu ve dönüştüğü bir alan olarak önemli bir rol oynar. Mekân anlatının geçtiği fiziksel bir yer olmanın ötesinde, hatırlama ve unutma süreçlerine aracılık eden ve hafızanın katmanlarını görünür kılan bir bellek alanı olarak işlev görür. Edebiyat kimi zaman yok olan, bazen de dönüşüme uğrayan bu mekânların bıraktığı boşlukları görünür kılar; kimi zaman da geçmişin sessiz tanıkları olan yıkıntılar, anıtlar ve doğal manzaralar aracılığıyla belleği yeniden inşa eder. Böylece mekân, yazınsal temsillerde bir hatırlama ve anlamlandırma sahnesine dönüşür.
Bu seminer, farklı türden mekânların Alman edebiyatında bellek taşıyıcısına dönüşümünü ve bu süreçte doğan gerilimleri incelemeyi amaçlamaktadır. Seminer kapsamında, W. G. Sebald’in Austerlitz’i, Sebastian Haffner’in Bir Alman’ın Hikâyesi ve Anna Seghers’in Transit’i üzerinden, yitirilmiş mekânların bıraktığı boşluk ile hatırlama çabası arasındaki dönüşüm ilişkisi ele alınacaktır. Bu eserlerde mekân, hatırlama ile unutma arasındaki bir eşikte durur: Yitirilen mekânlar hafızada bir boşluk ve eksiklik duygusu bırakırken, kimi zaman yıkıntılar ve anıtlar geçmişin sessiz tanıkları olarak öne çıkar; kimi zaman da belirsizlik ve geçiciliğin hüküm sürdüğü mekânlar, hatırlama çabasının zeminini oluşturur.
Bu çerçevede seminer, mekânın hem estetik hem de etik bir bellek sahnesi olarak nasıl işlev gördüğünü tartışmayı, yitirilmiş olanla hatırlanan arasındaki belirsiz boşluğun edebi temsillerde bıraktığı izleri incelemeyi ve bu boşluğun hatırlamaya nasıl dönüştüğünü sorgulamayı amaçlamaktadır.
Yorumlar (0)
Facebook Yorumları